BİR AYRILIK HİKAYESİ
Aslı Naz KİTAPÇIOĞLU

Aslı Naz KİTAPÇIOĞLU

BİR AYRILIK HİKAYESİ

Bir kadın vardı çok güzeldi,
Bir kadın vardı çok iyiydi,
Bir kadın vardı çok güzel gülerdi...

Bir adam vardı çok yakışıklıydı,
Bir adam vardı çok kötüydü,
Bir adam vardı çok güzel gülümsüyordu...


Hikayeler bu şekilde başlamıyor mu hep?..

Kadın hep heyecanlıydı, en güzel nasıl olurum diye düşünür dururdu.
Saçlarına,ellerine,duruşuna her zamankinden daha fazla özenirdi.
Kalbinde kelebekleri eksik etmezdi,kanatların seslerini gülümsemesinde duyardınız mutlaka...
Kadın masumdu.
Elleri beyaz,yanakları pembeydi.
Umutları yeşil,hayalleri maviydi.
Gözleri kömür,bakışları parlaktı...
Şiirdi sözcükleri,
Mutluydu...

Adam sessizdi,
Adam gizemliydi,
Adam aslında hep normaldi.
Kelebekleri de yoktu öyle...
Sonbahar yaprakları ile donatılmıştı kalp odacıkları,
Adam hep düşünceliydi.
Elleri beyaz ama titrek,yanakları soluktu.
Umutları koca bir boşluk,hayalleri ise hep siyahtı.
Gözleri yeşil,bakışları kahveydi.
Sanki dizi yaralı bir çocuktu.
Bir ayrılık kadar buz gibiydi.
Sözcükleri ise kısaydı,özlü sözler gibi.
Adam geçmişteydi...

Zaman geçti...
Zaman geçtikçe,
Kadın hissetti...

Hissettiklerine hüzünlendi kadın.
Hüzünlendikçe bağırdı.
Serzenişleri bütün ağaçların yapraklarını düşürdü.
Dağıttı kadın.
Evini,makyajını,saçlarını,eşyalarını,
Kedisini bile sevemedi kadın.
Adam hep inkar etti...
Kadın ise hep ısrar.
Ve baktı ki adam hep hüzünlü...
Belli etmedi kadın,
Gittiğini...
Göğsünün yasını hep yastığına anlattı.
Uzaklaşmak istedi kadın.
Elini,eteğini çekti hep adamın yüreğinden.
Sessizce.
Adam fark etmezdi zaten...
Yüreği ağırdı.

...

Kadın yoktu belli bir süre sonra...
Kelebeklerini, gönlünün çeyiz sandığına özene-bözene yerleştirmişti bile çoktan.
Kanatları kırılmasın diye dikkat etti ama, her dışarı çıkarışında fark etti ki bi kaç tanesi ölmüş yerleştirirken.
Olsun dedi  hep. Zamanla güzel kelebekler beni bulacaktır dedi.
Gönlünün ferahlığı doğa tarafından ödüllendirilecekti,biliyordu.

Kadın gitmişti.

Adam hayatına kaldığı yerden devam etti...
Hemde hiç bir farklılık gözetmeksizin.
Kadının üzülmesi bile onun için büyük bir sessizlikti.
Ama bir şeyi hep atlamıştı adam.
Bir insanın üzüntüsü olmak öyle kolay bir iş değildi.
Evren kayıtsız kalamazdı. Bumeranga benzerdi.Attığın geri dönerdi hep.
Adam geleceğe yöneldi.
Unuttu,attı geçmişin yükünü.
Bir şey fark etti adam.
Kelebekler;?
Yoktu...
Ellerine baktı,soğuktu.
Bir fotoğraf,bir ses,bir koku,bir kahkaha da denk geldi kadına.
Aslında ona sunulan eşsiz bir dünyayı zamanında görememişti.
Üzüldü adam.
Keşke dedi.
Ama artık çoktan gitmişti kadın.
Bağırışları yoktu artık,serzenişleri yoktu.
İçindeki hislerin savaşını kaybetmişti kadın.
Kaybettiği gün susmuştu.
Sustuğunda adam yoktu. Gitme dememişti.
Adam fark ettiğinde yüreğinde yine aynı ağırlığı hissetti.
Ağırlığına eklenen tek şey kelebeklerdi...
Ve her bir kelebekte hep aynı kadını gördü.
Başka sevmişti çünkü kadın...
Çok sonradan anladı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar